birleşmiş milletler teşkilatları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
birleşmiş milletler teşkilatları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2010 Cumartesi

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP)

Dünya Gıda Programı (WFP), doğal afetler, iç savaşlar veya sınır çatışmaları gibi nedenlerle ani açlığa maruz kalan halk kitlelerine insani amaçlarla gıda yardımı sağlayan ve BM bünyesinde faaliyet gösteren, bu alanda dünyadaki en büyük yardım örgütüdür.
Esasen Türkiye, kuruluşundan itibaren WFP ile ilişki içinde olmuş ve geçmişte bu Programdan çeşitli projelerimiz için yardım sağlanmıştır. Bu çerçevede, 1968 yılında Ankara’da WFP’nin bir temsilciliği açılmıştır. Uzun yıllar Türkiye’deki çeşitli projelere katkıda bulunan WFP, anılan Temsilciliği 1998 yılında kendi kararıyla kapatmıştır.
Ülkemiz başlangıçta WFP'den yardım alan bir konumda iken, zamanla bu özelliğinden çıkmış, ancak, yardım sağlayan ülke konumuna da geçememiştir. Nitekim tarım alanında giderek belirli bir gelişme düzeyine ulaşmamızı ve gıda sektöründe kendimize yeterli duruma gelmemizi müteakip, WFP ile ilişkilerimizin yoğunluğu da azalmıştır.
2003 yılı ülkemizin WFP ile ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. WFP, kuruluşun Ankara Temsilciliğinin Irak'a yönelik insani yardımın eşgüdümü için tekrar açılması talebinde bulunmuş ve WFP ile yapılan Temel Anlaşma çerçevesinde Ankara Temsilciliği Haziran 2003'te açılmıştır. WFP ile ilişkilerimiz 2005 yılında Dünyanın diğer bölgelerine yardım faaliyetlerini de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. 2005 – Aralık 2007 arasında Ülkemizin WFP aracılığıyla yaptığı insani yardım miktarı 7.300.000 ABD dolarına ulaşmıştır.


Alıntı Adresi: Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP)

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) hükümetler, sivil toplum kuruluşları, uluslararası şirket ve örgütlerle işbirliği halinde, kalkınma alanında ekonomik ve sosyal çalışmalar yapmakta, ülkelerin kendi bünyelerine uygun kalkınma modelleri oluşturmalarına katkıda bulunmaktadır. UNDP ayrıca, BM Binyıl Zirvesinde kararlaştırılan Binyıl Kalkınma Hedefleri kapsamında, iyi yönetişim, yoksulluğun azaltılması, doğal afetler, sağlık, AIDS, sıtma ve tüberküloz gibi salgın hastalıklarla mücadele, eğitim, cinsiyet eşitliği ve çevrenin sürdürülebilir kalkınması konuları üzerinde çalışmalar yapmaktadır. UNDP hâlihazırda 166 ülkede faaliyet göstermektedir.
Türkiye UNDP ilişkileri 1950’li yıllara kadar uzanmaktadır. Bu tarihten itibaren Türkiye’de, UNDP’nin teknik yardımı çerçevesinde sosyal ve ekonomik alanda birçok proje hayata geçirilmiştir. UNDP’nin Ankara Ofisi, 1965 tarihinde kurulmuştur. UNDP ülkemizde özellikle iyi yönetişim, yoksulluğun azaltılması, enerji ve çevre, kriz yönetimi, doğal afetlerle mücadele, bilişim ve iletişim konularına ağırlık vermektedir. Bu kapsamda, UNDP ile yürütülen projelerde, yoksulluk, eşitsizlik (bölgesel kalkınma, gelir dağılımı, cinsiyet eşitliği v.b.), çevre kirlenmesi konularına karşı toplumsal duyarlılığın arttırılması, iyi yönetişim, katılımcılık ve şeffaflık gibi konular ön planda tutulmaktadır. UNDP son dönemde özel sektör ile de artan işbirliği içerisine girmiş ve bu sebeple İstanbul’da da bir ofis açmıştır.

Alıntı Adresi: Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)

Birleşmiş Milletler’in ilk uzman kuruluşu olan FAO 16 Ekim 1945’te Quebec-Kanada’da kurulmuş ve merkezi 1951 yılında Roma’ya nakledilmiştir.
FAO’nun başlıca amacı, günümüzdeki ve gelecekteki nesillerin ihtiyaçlarını karşılamak için; çevreyi kirletmeyen, teknik açıdan uygun, ekonomik açıdan uygulanabilir ve sosyal açıdan kabul edilebilir sürdürülebilir bir kalkınmayı desteklemek olarak tanımlanmaktadır. FAO’nun günümüzdeki temel işlevi gelişmekte olan veya azgelişmiş ülkelerde tarımsal üretimin ve beslenmenin sağlıklı bir şekilde yapılması olmakla beraber, aynı zamanda gelişmiş ülkelerde de sağlıklı gıdaya erişimin yollarını belirlemek gibi önemli unsurları da kapsamaktadır.
Bu çerçevede, FAO’nun en önemli hedefleri, insanların hayat standartlarını ve beslenme düzeyini yükseltmek, açlığı önlemek, gıda ve tarım ürünlerinin üretim ve dağılımını geliştirmek ve kırsal nüfusun yaşama koşullarını iyileştirmek olarak sıralanabilir.
Bu amaçlar ışığında, FAO’nun başlıca işlevleri 4 ana başlık altında toplanabilir. Bunlardan birincisi, hükümetler ve uluslararası kalkınma kuruluşları adına teknik danışma ve yardım programları yürütmektedir. FAO, geliştirilen kalkınma projelerinin çevresel, sosyal ve ekonomik unsurlarını göz önüne alarak, bunların bütüncül bir yaklaşım içinde oluşturulmasına özel bir önem atfetmektedir. Bu bağlamda FAO, su ürünleri yetiştiriciliği, sürdürülebilir su yönetimi, tarımda kadının rolü gibi konularda da çalışmalar yürütmektedir.
Örgütün ikinci faaliyet alanı ise, gıda, tarım, ormancılık ve balıkçılık konusunda bilgi ve veri toplayarak bunları tahlil etmek ve dağıtmaktır. Böylece FAO, çiftçiler, bilim adamları, tüccarlar ve planlamacılar için yatırım, pazarlama, planlama, araştırma ve eğitim gibi konularda akılcı kararlar alınmasını sağlayan bir enformasyon merkezi olarak çalışmaktadır. Örgüt, sözkonusu faaliyet alanlarında düzenli aralıklarla, genel kabul gören çeşitli raporlar da yayımlamaktadır.
Üçüncü olarak FAO, geniş bilgi ağı ve deneyimli teknik personeli ile hükümetlere tarım politikası ve planlaması konularında danışmanlık yapmakta; kalkınma için gerekli olan idari ve hukuki yapılar konusunda yardımcı olmaktadır. Örneğin, 1986-1994 yıllarını kapsayan ve GATT’ın Dünya Ticaret Örgütüne (WTO) dönüşmesine yol açan Uruguay Toplantılarında, sözkonusu değişimin tarımsal üretim, fiyatlandırma ve ticaret üzerindeki etkilerini araştırmış ve bunların fakir ülkeler üzerindeki olumsuz etkilerinin nasıl azaltılabileceği konusunda tavsiyelerde bulunmuştur. FAO ayrıca Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile ortaklaşa kurduğu FAO/WHO Kodeks Komitesi ile gıda güvencesinin iyileştirilmesi, gıda ticaretinin adil bir şekilde yapılması ve uluslararası eşgüdümün sağlanması için çalışmaktadır.
FAO’nun faaliyet gösterdiği son alan, tüm üye ülkelerin gıda ve tarım sorunları üzerinde biraraya gelerek tartışmalarına ve politika oluşturmalarına tarafsız bir forum imkanı sağlamaktır.
Ayrıca, FAO, uluslararası standartları onaylamakta, uluslararası anlaşma ve sözleşmelerin şekillenmesine yardımcı olmakta ve konuyla ilgili büyük konferanslara, teknik toplantılara ve uzman danışma toplantılarına evsahipliği yapmaktadır. FAO kurulduğundan bu yana, tarımsal kalkınmayı gerçekleştirmek suretiyle açlık ve yoksulluğu ortadan kaldırmak ve böylece insanların etkin ve sağlıklı bir hayat için ihtiyaç duydukları gıdayı bulabilmelerini mümkün kılmak ve doğru beslenmeyi sağlamak için çalışmaktadır.
FAO’nun en yüksek karar organı tüm üye ülkelerin katılımıyla iki yılda bir toplanan konferans’tır. Ülkelerin üst düzeyde katıldıkları Konferans’larda dünyadaki gıda ve tarım alanlarındaki gelişmeler tüm yönleriyle gözden geçirilmekte ve örgütün müteakip iki yıllık faaliyet programı ve bütçesi onaylanmaktadır.
FAO Organları
Genel Direktör
FAO Genel Direktörü, Konferans tarafından altı yıllık bir süre için seçilmektedir. Bu görevi halen, ilk kez 1994 yılında seçilen Senegal uyruklu Dr. Jacques Diouf yürütmektedir.
Konsey
Üye ülkeler arasından üçer yıllık dönemler için seçilen Konsey ise örgütün Yönetim Kurulu görevini yapmaktadır. Konsey iki yılda bir toplanan Konferanslar arasındaki dönemde üç kez toplanmaktadır.
Konsey üyeliği seçimleri amacıyla FAO üyeleri yedi bölgesel gruba bölünmüştür. Ülkemiz Avrupa grubunun üyesi olup, Yakın Doğu grubunda da gözlemci üyedir. Diğer gruplar ise, Afrika grubu, Asya grubu, Latin Amerika ve Karayipler grubu, Kuzey Amerika grubu ve Güney Batı Pasifik grubudur.
Komiteler
Konseyin yönetim ve çalışmalarla ilgili olarak iki tip komitesi mevcuttur.
Bunlar:
Program (PC),
Maliye (FC) ve
Anayasal ve Hukuki Konular (CCLM) komitelerinin oluşturduğu yönetimle ilgili komiteler;
Ana Madde Sorunları (CCP),
Balıkçılık (COFI),
Ormancılık(COFO),
Tarım (COAG) ve
Dünya Gıda Güvencesi (CFS) komitelerinin oluşturduğu çalışmalarla ilgili komitelerdir.
Ana Madde Sorunlar Komitesi altında çeşitli hükümetlerarası gruplar kurulmuştur. Bunların başlıcaları ise, Pirinç, Kakao, Tohumlar, Narenciye, Elyaf, Kenaf ve Elyaflar, Muz, Yağlı Tohumlar, Bitkisel ve Hayvani Yağlar, Sert Elyaflar, Çay, Şarap ve Et Hükümetlerarası Gruplarıdır.
FAO, aynı zamanda, tarım, balıkçılık ve gıda alanlarında küresel ve bölgesel nitelikler taşıyan geniş bir hükümetlerarası ve uzman grup yapısına sahiptir. Gübre Komisyonu gibi bunlardan bazıları özel sektörü de içermektedir. Bu yapılanmanın başlıcası ise FAO/WHO Ortak Gıda Kodeksi (Codex Alimentarius) Komisyonu’dur. 1962 yılında FAO/WHO Gıda Standardı Programını uygulamak için kurulan komisyona FAO yüzde 80, WHO ise yüzde 20 oranında katkıda bulunmaktadır. Programın amacı tüketicilerin sağlığını korumak ve uluslararası gıda standartları çerçevesinde gıda ticaretinde dengeli bir uygulamayı sağlamaktır. Bu komisyonun, bazıları bölgesel olmak üzere otuz kadar hükümetlerarası organı vardır.
Ayrıca, iki yılda bir yapılan FAO Bölgesel Konferansları ile Balıkçılık Konferansı, Tarımsal Reform ve Kırsal Kalkınma Konferansı gibi özel konularda FAO tarafından düzenlenen Dünya Konferansları da, tarım ve gıda stratejisi ve uygulamalarına yön vermektedir.
FAO Orta Asya Alt Bölge Ofisi
Birleşmiş Milletlerin (BM) tüm organları ve bağlı uzmanlık kuruluşlarının reforma tabi tutulmaları süreci kapsamında FAO’da da etkinlik ve verimin arttırılması bakımından örgütün bölgesel birimlerine daha çok yetki verilmesi ve bu bağlamda alt bölge ofislerinin açılması konusu uzun bir süredir gündemde bulunmaktadır. Bu çerçevede, Ankara’daki FAO Temsilciliği (ülke ofisi) Orta Asya'ya yönelik alt bölge ofisine dönüştürülmek suretiyle, anılan ofise ülkemiz ev

Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve Türkiye

       A. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'İN KURULUŞU
            Birleşmiş Milletler (BM) II. Dünya Savaşı’nın ardından XX. yüzyılın ilk yarısında yaşanan ve insanlığa büyük acılar getiren savaşların ve barışa karşı tehditlerin tekrarını önlemek ve uluslararası barış ve güvenliği korumak amacıyla kurulmuştur.
            BM Yasası, 25 Nisan - 26 Haziran 1945 tarihleri arasında düzenlenen toplantılarda görüşülmüş ve aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 50 ülke tarafından 26 Haziran 1945 tarihinde San Fransisco'da imzalanmıştır. Daha sonra bu toplantılara katılmayan Polonya’nın da BM Yasası'nı imzalamasıyla, kurucu üye devletlerin sayısı 51’e yükselmiştir.
            BM Teşkilatı, BM Yasası'nda öngörüldüğü üzere, BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi dahil BM'nin diğer üye devletlerinin çoğunluğunun Örgüt'ün kurucu belgesinin onay işlemlerini tamamlamalarıyla, 24 Ekim 1945 tarihinde resmen kurulmuştur. 24 Ekim günleri gerek BM Merkezlerinde gerek, üye ülke başkentlerinde her yıl BM'nin kuruluş yıldönümü olarak kutlanmaktadır.
            BM dünyadaki tek evrensel örgüt niteliğini halen korumaktadır. 2002 yılında İsviçre ve Doğu Timor’un ardından, 2006 yılında Karadağ’ın da katılmasıyla üye sayısı son olarak 192’ye çıkmıştır.
            B. TÜRKİYE VE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER
            Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 1963 tarihli 1991(XVIII), 1971 tarihli 2847(XXVI) ve 1978 tarihli 33/138 sayılı kararlarında belirtilen amaçlar için Birleşmiş Milletler içinde coğrafi gruplar geliştirilmiştir.
            Buna göre, Birleşmiş Milletler'de, i) Afrika Ülkeleri, ii) Asya Ülkeleri, iii) Doğu Avrupa Ülkeleri, iv) Latin Amerika ve Karayip Ülkeleri ve v) Batı Avrupa ve Diğer Ülkeler-WEOG olmak üzere toplam beş coğrafi grup bulunmaktadır. Türkiye hem WEOG, hem Asya Grubu’nun çalışmalarına katılmakla birlikte, seçimler sözkonusu olduğunda sadece WEOG üyesi olarak addedilmektedir.
            a) Türkiye ve Güvenlik Konseyi
            Ülkemiz, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 17 Ekim 2008 tarihinde yapılan seçimlerde 2009-2010 dönemi için BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmiştir.  

            Seçimlerde gerçek anlamda bir yarışın yaşandığı tek grup olan Batı Avrupa ve Diğerleri Grubunda 192 oyun 151’ini alan Türkiye 133 oy toplayan Avusturya ve 128 oyluk barajı aşamayarak 87 oyda kalan İzlanda’nın önünde ilk sırada yer almıştır.

            Türkiye Genel Kurulda kullanılan oyların %80’ini alarak 1996 yılından bu yana geçici üyelik için yapılan üçlü bir yarışta alınan en yüksek oya ulaşmıştır.

            Türkiye’ye verilen destek belli bir coğrafyaya kümelenmemiş, aksine Afrika’dan Asya’ya, Latin Amerika’dan Pasifik ve Karayip ülkelerine, Balkanlar’dan Ortadoğu’ya tüm dünya coğrafyasına yayılmıştır.

            48 yıldır Güvenlik Konseyinde görev yapmayan Türkiye (1951-1952, 1953-1955 dönemlerinde ve son olarak da 1961 yılında Polonya ile paylaşılan bir yıllık üyelik) gerek bölgesel ve uluslararası alanda, gerek ülkemize uzak bölgelerde barış, istikrar ve güvenlik adına önemli sorumluluklar üstlenmekte, uluslararası sorunların çözümüne doğrudan veya dolaylı olarak katkıda bulunmakta ve yaşanan afet ile buhranlar karşısında artan şekilde insani ve teknik yardımda bulunmaktadır. Türkiye’nin Güvenlik Konseyine seçilmesi, bu çok yönlü açılımların ve uluslararası politikada artan görünürlüğünün bir sonucu ve uluslararası toplumun ülkemize duyduğu güvenin bir göstergesidir.

Türkiye, BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği boyunca, etkin çok taraflılık ile uluslararası barış ve güvenliğin güçlendirilmesine; terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suçlarla mücadeleye; kalkınmaya ilişkin konulara uluslararası toplum tarafından daha geniş yer verilmesine; uluslararası hukuk temelinde şekillenecek bir uluslararası düzene ulaşılmasına ve kültürlerarası diyaloga önemli katkılarda bulunmayı amaç edinmiştir.
           
            Üyeliğimizin başladığı ilk günlerde Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler karşısında Güvenlik Konseyi içinde gösterdiğimiz aktif ve yapıcı tutum, yukarıda özetlenen yaklaşımımızın ilk somut örneğini teşkil etmiştir.

            BM Güvenlik Konseyi içindeki görev dağılımına göre 2009 yılında Kuzey Kore Yaptırım Komitesi ile Kongo Demokratik Cumhuriyeti Yaptırım Komitesinin başkanlığını yürütmüştür. Türkiye, önümüzdeki yıl Afganistan konusunun koordinatörlüğünü ve Terörizmle Mücadele Komitesinin başkanlığını devralacaktır.
           
            Ülkemiz, 2009 yılı başından bu yana yürütmekte olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliği çerçevesinde, Haziran ayında Konsey’in dönem başkanlığını yürütmüş, BMGK üyelerinin alfabetik sırası uyarınca 1 Haziran 2009 tarihinde Rusya Federasyonu’ndan devraldığı bu görevi 1 Temmuz 2009 itibariyle Uganda’ya devretmiştir.

Kuzey Kore’nin nükleer silah ve uzun menzilli füze denemeleri gerçekleştirmesini izleyen bir dönemde başlayan Dönem Başkanlığımız, dünyanın değişik bölgelerinde çatışmaların sürdüğü veya başgösterdiği, dolayısıyla, Konsey’in ortaya süratli, etkin ve kararlı bir tavır koymaya en fazla ihtiyaç duyduğu bir ortama tesadüf etmiştir.

BMGK Dönem Başkanlığımız süresince çok sayıdaki ülkede mevcut durum ele alınmış veya gözden geçirilmiş, ayrıca, Birleşmiş Milletler’in uluslararası barış ve istikrarı sağlama ve sürdürme faaliyetlerinin daha da ileri bir noktaya taşınmasına yardım amacıyla, silahlı çatışmalarda sivillerin korunması ve barışı koruma konularında geniş katılımlı  tematik toplantılar düzenlenmiştir.

BMGK’nın Haziran ayı boyunca yürüttüğü yoğun çalışmaların sonuçları yalnızca kararlar şeklinde tecelli etmemiştir. Konsey, farklı konularda tebliğler (communiqué) ve basın açıklamaları benimsemiş, sözkonusu açıklamalar Dönem Başkanı sıfatıyla Türkiye tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. 

BMGK Dönem Başkanlığımız çerçevesinde Sayın Bakanımız, Konsey’in 4 ve 18 Haziran 2009 tarihli toplantılarına Başkanlık etmiştir. Bu toplantılarda, sırasıyla, Eski Yugoslavya ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemeleri’nin 2009 ilk yarıyıl raporları ve BM Genel Sekreteri’nin Irak hakkındaki dönemsel raporu ele alınmıştır.

Ülkemiz BMGK Dönem Başkanlığını şeffaf, dengeli, etkin, adil ve hakkaniyetli bir biçimde yerine getirmiştir.

BMGK Geçici Üyeliğimiz sırasında Konsey’in Dönem Başkanlığını 2010 yılının sonuna doğru yeniden üstlenmemiz beklenmektedir.

            b) Türkiye ve BM Genel Kurulu
            BM reformu çerçevesinde, Genel Kurul'un siyasi ağırlığının pekiştirilmesi, gündem konularında daha etkin görüşmeler yapılması, gündemin daha sınırlı ancak daha içerikli konulara hasredilmesi gibi önlemler halen görüşülmekte olup, bu bağlamda Genel Kurul'un gündemini tespit eden Genel Komite'nin, Genel Kurul'un çalışma yöntemlerinin etkinleştirilmesinde daha aktif bir rol üstlenmesi gereği üzerinde durulmaktadır.
            Türkiye de Genel Kurul'un reforme edilmesine ilişkin müzakerelerde aktif bir tutum izlemektedir. Ülkemiz, Genel Kurul Özel Oturumlarının (Orta Doğu, Çocuk, Sosyal Kalkınma, vs.) giderek artan sayısı ışığında, Genel Kurul olağan gündeminin daha iyi düzenlenmesi ve Genel Kurul, Güvenlik Konseyi ve Ekonomik ve Sosyal Konsey'in birbirlerine daha özlü katkılar yapacak şekilde ve eşgüdüm halinde çalışmalarının sağlanması gerektiği görüşündedir.
Devletlerin Birleşmiş Milletlere uluslararası sistemdeki ağırlıklarıyla orantılı zorunlu ve gönüllü katkı sağladıkları bir ortamda, ülkemiz Birleşmiş Milletlere uluslararası ağırlığıyla mütenasip bir şekilde maddi katkı sunmaktadır.

            Birleşmiş Milletler 64. Genel Kurulu genel görüşmeleri, 23-30 Eylül 2009 tarihlerinde arasında New York’ta gerçekleştirilmiştir. 192 üye ülkenin katıldığı genel görüşmelere Sayın  Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında, Dışişleri Bakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nun da yer aldığı bir heyetle katılmıştır. Sayın Başbakanımız, 24 Eylül günü Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna hitap ederek, uluslararası gündem ve Birleşmiş Milletler konularında konularda ülkemizin görüşlerini ortaya koyan bir konuşma yapmıştır.


            BM Ortak Denetim Birimi seçimleri
           
            BM Ortak Denetim Birimi (Joint Inspection Unit - JIU) 2011-2015 dönemi üyelikleri için seçimler 3 Kasım 2009 tarihinde BM Genel Kurulunda gerçekleştirilmiştir.

            Batı Avrupa ve Diğerleri Grubunda açılan iki yer için ülkemizin yanısıra Fransa ve İspanya aday göstermiştir. 186 ülkenin katıldığı seçimleri adayımız Cihan Terzi 146 oy alarak birinci sırada kazanmıştır. Fransız aday 117 oy alarak ikinci sırada seçilmiş, 101 oy alan İspanyol aday ise elenmiştir.

          Böylelikle, ülkemiz, BM Güvenlik Konseyi 2009-2010 dönemi geçici üyeliği seçimlerinden sonra (151 oy) BM Genel Kurulunda yapılan bir seçimde şimdiye kadar aldığı en yüksek oy sayısına ulaşmıştır.
            c) Türkiye ve Ekonomik ve Sosyal Konsey (EKOSOK)
            Batı Avrupa ve Diğerleri Grubunda mevcut rotasyon sistemi uyarınca, son olarak 1 Ocak 2004-31 Aralık 2006 tarihleri arasında BM sisteminin temel organlarından biri olan EKOSOK’da yer almış olan Türkiye 2010 yılında yeniden Konsey’de görev yapacaktır. Ülkemiz, EKOSOK üyesi olarak ekonomik ve sosyal konularda BM'nin görüş ve tutum belirleme çalışmalarında aktif rol almakta, ayrıca EKOSOK şemsiyesi altında yapılan seçimlerde oy kullanmaktadır.
            d) Medeniyetler İttifakı
   Türkiye ve İspanya’nın ortak sunuculuğunda başlatılan ve Batı ile İslam dünyası arasında görülen kutuplaşma ve diyalog eksikliğinin ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmayı amaçlayan Medeniyetler İttifakı, uluslararası toplumdan büyük ilgi görmüş ve bir BM girişimi haline gelmiştir. İttifak, kültürler arasında karşılıklı saygı ve anlayışı güçlendirmeye yönelik gayretleriyle artan bir görünüm kazanmış ve bu alanda öndegelen girişim olma özelliğini kazanmıştır.

   BM çatısı altında kurulan Medeniyetler İttifakı Dostlar Grubu halihazırda 88 ülke ve 16 uluslararası örgütü bünyesinde barındırmaktadır. Dostlar Grubu üyeleri, İttifakın ilke ve hedeflerinin hayata  geçirilmesine yönelik birer plan hazırlamaya ve uygulamaya koymaya teşvik edilmektedirler. Bu meyanda ülkemizce hazırlanan Ulusal Stratejimiz, Prof. Dr. Mehmet Aydın’a bağlı Devlet Bakanlığımızın gözetimi altında çeşitli kurum ve kuruluşlarımızın yapmakta oldukları katkılar çerçevesinde uygulanmaktadır.

   İttifakın İkinci Forumu 6-7 Nisan 2009 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenmiştir. Foruma, beş Devlet ve Hükümet Başkanı, bir Meclis Başkanı, 25 Dışişleri Bakanı, 10 diğer Bakan ve 12 uluslararası kuruluşun en üst düzey yetkilisi katılmıştır. Medeniyetler İttifakının kültürlerarası diyalog alanındaki başlıca uluslararası girişim olma niteliği İstanbul Forumu sırasında bir kez daha teyit edilmiştir. İstanbul Forumu ile birlikte kurumsallaşma sürecini tamamlayan Medeniyetler İttifakı’nın uygulamaya yönelik adımlar atması hususunda mutabık kalınmıştır.

   İstanbul Forumunda alınan kararlardan biri de İttifakın öncülük ettiği küresel değerlerin yerel düzeyde de yayılmasını sağlamak amacıyla bölgesel stratejiler oluşturulmasına gayret edilmesi olmuştur. Bu kapsamda yürütülen çalışmalar sonucunda 14 Aralık 2009 tarihinde Saraybosna’da yapılan toplantıda "Güneydoğu Avrupa ülkeleri arasında Kültürlerarası Diyalog ve İşbirliğine ilişkin Medeniyetler İttifakı Bölgesel Stratejisi" ve Saraybosna Bildirisi kabul edilmiştir.

   İstanbul Forumu, kültürlerarası diyalog çabalarında Türkiye'nin öncü rolünün ve vazgeçilmezliğinin pekiştirilmesinin yanısıra, ülkemizin tanıtımı ve görünürlüğümüzün artırılması bakımından da yararlı olmuştur.

   Türkiye, tarihsel temellere dayanan uluslararası sorumluluğunun da bilinciyle, İttifakın karşılıklı anlayış ve saygı ortamını güçlendirme çabalarına katkıda bulunmayı sürdürecektir.
e) Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Barış Güçlerine Katkı ve Yaklaşımları
            Barışı Destekleme ve Koruma Operasyonları ilk kez 1948 yılında BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararla, Orta Doğu’da ateşkesin muhafazası için oluşturulmuş, böylece çatışmaların önlenmesi ve kriz yönetimi için önemli bir araç olarak gündeme gelmiştir.
            Aradan geçen zaman içinde, özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde, çatışmaların doğasında meydana gelen değişikliklere paralel olarak, Barışı Destekleme ve Koruma Operasyonlarının kapsamı, amaçları, niteliği değişmiş ve genişlemiştir. Çatışmaların önlenmesinden kalıcı barışın sağlanmasına kadar uzanan geniş bir yelpazedeki faaliyetler bu operasyonların içine dahil edilmiştir. Askeri birliklerin yanı sıra önemli sayıda sivil personel de operasyonlara katılmaya başlamıştır.
           
            Barışı Destekleme ve Koruma Operasyonları uluslararası barış ve istikrarın korunmasında uluslararası toplumun elindeki en önemli araçlardan biri olma özelliğini sürdürmektedir.
            Türkiye, Kore Savaşı'ndan bu yana BM'nin barışı koruma çabalarına özverili ve somut katkılarda bulunmuştur.
            2009  Kasım ayı sonu itibariyle dünyanın çeşitli yerlerine konuşlandırılmış BM barış operasyonlarına ülkemiz 532 askeri personel, 180 sivil polis ve 1 gözlemci subay ile katkıda bulunmaktadır. Türkiye, toplam katkı açısından 192 ülke arasında 29. sırada, sivil polis katkısı bakımından ise 16. sırada bulunmaktadır. (Türkiye, BM’nin doğrudan gerçekleştirdiği operasyonlar dışında Afganistan, Bosna-Hersek, Kosova gibi dünyanın çeşitli yerlerinde konuşlanmış NATO ve AB barış operasyonlarına askeri personel, sivil polis ve jandarma ile katkıda bulunmaktadır.)
            Türkiye, BM misyonlarının bütçelerine ve bu misyonların barışı tesis etme ve yeniden imar faaliyetlerine kaydadeğer maddi katkılarda da bulunmaktadır. Bu kapsamda ülkemiz, Kosova’nın yanı sıra Afganistan’da da yeniden imar projelerine maddi kaynak tahsis etmiştir.
            2009 Kasım ayı sonu itibariyle Türkiye’nin BM Barış Güçlerine katkılarının ayrıntılı tablosu şöyledir:


UNIFIL
UN Interim Force in Lebanon (BM Lübnan Geçici Gücü)


   Askeri Personel
528
MONUC
UN Mission in the Democratic Republic of the Congo (BM Kongo Demokratik Cumhuriyeti Misyonu)
Polis
15
UNMIK
UN Mission in Kosovo (BM Kosova Misyonu)
Polis
Askeri Gözlemci
1/1
UNMIT
UN Integrated Mission in Timor-Leste  (BM  Timor-Leste  Misyonu)


Polis


17
BINUB
UN Mission in Brundi (Brundi’deki BM Misyonu)
Polis
1
UNOCI
UN Operation in Côte d’Ivoire (BM Fildişi Sahili Operasyonu)
Polis
15
UNMIL
UN Mission in Liberia (BM Liberya Misyonu)
Polis
29
MINUSTAH




UN Stabilization Mission in Haiti (BM Haiti İstikrar Misyonu)
Polis
58
 UNMIS
UN  Mission in Sudan (BM SudanMisyonu)
Polis/Askeri personel
38/3
UNAMID
African Union-UN Hybrid Operation in Darfur
(BM-Afrika Birliği Karma Misyonu)
Polis/Askeri personel


3/1
MINURCAT
UN Mission in  the Central African Republic and Chad (Birleşmiş Milletler Orta Afrika ve Çad Misyonu)
Polis


3







f) Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Hazır Barış Gücüne Katkısı
Birleşmiş Milletler, uluslararası barış ve güvenliğe bir tehdit vaki olduğu takdirde derhal barış gücü harekatı düzenleyebilme kabiliyetini kavuşmak üzere BM Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemi'nin (United Nations Standby Arrangements System) kurulmasını öngörmüştür.
Türkiye, Mayıs 1997'de anılan Sistem'e bir tabur görev kuvveti tahsis etmek suretiyle katılacağını, Ocak 1999'da İçişleri Bakanlığımızın da 100 kişilik bir güçle anılan Sistem'e katkıda bulunmayı öngördüğünü BM Yazmanlığı'na bildirmiştir.
Türkiye, BM barışı koruma operasyonlarına yaklaşımı kapsamında 14 Haziran 2000 tarihinde BM ile bir Ortak Niyet Beyanı imzalayarak, BM Hızlı Müdahale Sistemi’nin bir parçası olan Hazır Barış Gücü’ne dahil olmuş ve bu sistemdeki yerini kurumsallaştırmıştır. Ülkemiz, sisteme katılan 33’üncü ülke olmuştur.
Türkiye, bu niyet beyanıyla BM Şartı esaslarına göre BM barış misyonlarına 14 ila 30 gün içerisinde konuşlandırılmak üzere Silahlı Kuvvetlerimizden ve emniyet mensuplarımızdan yaklaşık bin kişilik bir personeli BM barış misyonlarına göndermeyi taahhüt etmiştir. Birlik ve personel gönderme kararı, Türkiye’nin inisiyatifinde bulunmaktadır. BM’nin vaki güç taleplerinin karşılanıp karşılanmaması her seferinde Hükümetimizin vereceği kararla belirlenecektir.